-
Devamlı diyet yaptığınız
halde bir türlü kilo veremiyor musunuz ?
-
Akşam olduğunda kolunuzu
kaldıracak gücü bulamıyor musunuz ? Aşırı halsiz
ve yorgun hissediyor musunuz ?
-
Peki ya sinirleriniz ne
durumda? En olmadık şeyler karşısında hemen
sinirleniyor ve çevrenize bağırıp, çağırıyor
musunuz?
-
Bunlar yetmiyormuş gibi bir
de elleriniz titriyor, aşırı terliyor, çarpıntı
çekiyorsanız, ağzınız kuruyor ve sık sık idrara
çıkma ihtiyacı duyuyorsanız Tiroidleriniz aşırı
çalışmaya başlamış olabilir.
Tiroid bezi nedir ?
Boynun ön kısmında bulunan kelebek şeklindeki Tiroid
bezleri, temel olarak, T3 ve T4 hormonlarını
üretiyor. Bu hormonlar da vücudun tüm bölgelerindeki
hücrelere ulaşarak etkilerini gösteriyor. Böylelikle
metabolizma hızı düzenleniyor, vücut sıcak ve soğuğa
karşı adaptasyon kazanıyor. Ayrıca, bağırsak veya
üreme organları gibi pek çok sistem hatasız olarak
çalışıyor, saç ve cilt kalitesi sağlanıyor.
Vücutta bu dengenin kurulabilmesi için; hormon
üreten böbreküstü bezleri, yumurtalıklar ve Tiroid
bezlerinin tam bir uyum içinde çalışması gerekiyor.
Ancak kalıtım, mikrop, ısı değişikliği, iyot
eksikliği ya da fazlalığı, radyasyon gibi faktörler,
Tiroid bezlerini bozarak çeşitli hastalıklara yol
açıyor. Tiroid hormonları “hızlı” salgılandığında “hipertiroidizm”,
“yavaş” salgılandığında ise “hipotiroidizm”
gelişiyor.
Tiroid bezlerinin tedavisinde erken teşhis son
derece önem taşıyor. Çünkü hastalık geç teşhis
edildiğinde Tiroid bezi iyice tahrip oluyor. Tiroid
hastalıkları ülkemizde çok sık rastlanan bir sorun.
Florence Nightingale Hastanesi’nden Endokrinoloji ve
Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can,
“yavaş” ve “hızlı” çalışan Tiroid bezlerini
anlatıyor !
YAVAŞ ÇALIŞIRSA...
Tiroid bezinin yavaş çalışmasına ise “hipotiroidi”
deniliyor. Hipotiroidi, doğurganlık çağındaki her
100 kadından birini etkisi altına alıyor.
Vücudumuzun; mikroplarla, virüslerle ve alerjiyle
savaşmasını sağlayan bağışıklık sisteminde oluşan
bir sorun, Tiroid bezine karşı saldırıya geçiyor.
Bunun sonucunda mikropsuz bir iltihap gelişiyor ve
Tiroid bezi tahrip olarak yavaş çalışmaya başlıyor.
T3 ile T4 hormonlarının üretiminin azalması da,
vücudun dengesini bir anda altüst ediyor. Tiroid
bezi yavaş çalışan kişi, fiziksel sorunların yanı
sıra ruhsal çöküntüye de girebiliyor. Bunun
sonucunda; zihinsel işlevler yavaşlıyor ve
unutkanlık gelişebiliyor. Hamilelikte tedavi
edilmeyen “hipotiroidi” doğacak bebeklerde zeka
geriliğine yol açabiliyor.
Tiroid bezleri T3 ve T4 hormonlarını; proteinler,
aminoasitler ve en önemlisi de iyot maddesini
kullanarak üretiyor. Başta balık olmak üzere, midye
ve karides gibi pek çok deniz ürünü, iyot açısından
zengin kaynakları oluşturuyor. Dolayısıyla Tiroid
bezlerinin düzenli çalışması için her gün 150
mikrogram iyot tüketmemiz gerekiyor. Ancak bu
rakam, 3 tarafı denizle çevrili ülkemizde maalesef
50 – 60 mikrograma ancak ulaşıyor. Buna neden
olaraksa, deniz ürünü tüketimi alışkanlığımızın
olmaması ve bu ürünlerin yüksek fiyatla satılması
gösteriliyor. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta
da; iyotlu tuz kullanmak. Karalahana gibi guatr
yapan ve tiroidi bozan besinlerden de kaçınmanızda
yarar var. Ancak, Tiroid beziniz hızlı çalışıyorsa
veya sıcak nodülünüz varsa, iyot takviyesi sizde
ters etki yapıyor ve Tiroid bezinin daha da hızlı
çalışmasını tetikliyor. Dolayısıyla, bu sorunlardan
yakınıyorsanız, marketlerde poşetler içinde satılan
“iyotlu” tuz tüketiminden kaçının; işlenmemiş, yani
iyotsuz kaya tuzlarını veya tuzotu tüketmeye özen
gösterin. Dr. Selçuk Can, ailenizde guatr hastalığı
ve hipotiroidi varsa, sık aralıklarla kan testi
yaptırmanızı da tavsiye ediyor. Can’ın bir başka
önerisi de; tatillerinizi deniz kenarında geçirmeye
özen göstermeniz.
HIZLI ÇALIŞIRSA...
Tiroid bezinin hızlı çalışmasına “Hipertiroidi”,
halk arasında ise “iç guatr” deniliyor. Hızlı
çalışan Tiroid bezi maalesef kolaylıkla teşhis ve
tedavi edilemiyor. Bu hastalık metabolizmayı
hızlandırdığı için, kişi aşırı yemesine rağmen
aldığı tüm besinleri yakıyor ve kilo kaybetmeye
başlıyor. Hipertiroidi aynı zamanda kişinin aşırı
sinirli olmasına da yol açabiliyor. Ayrıca, gözlerde
ileri doğru fırlama, göz kapaklarında şişme, çift
görme ve şaşılık gelişebiliyor.
Modern yöntemlerle teşhis!
Tiroid hastalığından şüphelenildiği durumlarda ilk
önce endokrinoloji ve metabolizma uzmanına muayene
olmak gerekir. Ardından testler uygulanarak Tiroid
hormonlarının seviyeleri ölçülüyor ve Tiroid bezinin
aşırı mı yoksa az mı çalıştığı saptanıyor.
Ultrasonografi, tiroid bezindeki nodüllerin hem
yerini hem de özelliklerini saptamada kullanılıyor.
Tiroid hastalıklarında sintigrafi yöntemine da
başvuruluyor. Hipotiroidi sorununda, Tiroid
hormonları ilaç yoluyla dışarıdan takviye ediliyor.
Hipertiroidi ise, Tiroid bezinin işlevini yavaşlatan
ilaçlar, atom tedavisi ya da ameliyat yöntemlerinden
biriyle tedavi ediliyor. Tiroid kanserleri dışında;
kozmetik nedenler, tiroide bağlı olarak yutma
güçlüğü ve nefes alma probleminin ortaya çıktığı,
ses kısıklığı geliştiği durumlarda da ameliyat
tercih edilebiliyor. Nodul varsa doktor tarafından
biyopsi yapılması gerekir. Florence Nightingale
Hastanesinde yaptığımız araştırmalarda biyopsinin
mutlaka ultrasonla yapılması gerektiğini tesbit
ettik. Ultrasonla görerek yapılan biyopsilerden en
iyi neticeyi alıyoruz ve tiroid kanserini erken
evrede teşhis ediyoruz.
İYOT EKSİK TÜKETİLİRSE...
-
İyot eksikliğinin yeni
doğan bebekler üzerinde önemli etkileri var.
İyot eksikliği bölgelerinde; düşük, ölü doğum,
doğuştan gelme sakatlık, sağırlık ve zeka
geriliği daha sık görülüyor.
-
İyot eksikliği aynı zamanda
guatr oluşumuna da yol açıyor. Guatr, Tiroid
bezinin büyümesi sonucu oluşan bir hastalık.
Ülkemizde her 10 kişiden 3’ünü etkisi altına
alıyor. Doğru ve modern bir şekilde tedavi
edilmediğinde ise zamanla nodülleşme açığa
çıkıyor.
-
Türkiye’de yeni doğan
bebeklerin 3500’de birinde hipotiroidi olduğu
saptandı.
-
Nodül, bezelye tanesinden
ceviz büyüklüğüne kadar ulaşabilen ve hücrelerin
kümeleşip topluluklar yaratmasıyla oluşuyor.
Soğuk ve sıcak olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Soğuk nodüller yüzde 15 kanser riski taşıyor ve
bu nedenle hemen Tiroid biyopsisi yapılması
gerekiyor.
ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI TİROİD:
Türkiye'de özellikle son yıllarda Tiroid
hastalıklarında bir patlama var. Nerede ise herkes
guatr hastası. Hoshimato Hastalığı dediğimiz Tiroid
hastalığı en çok görülüyor. Hoshimato Türkçe okunuşu
ile Hoşimato bir Japon doktor tarafından yıllar önce
keşif edilen bir Tiroid hastalığıdır. Tiroid bezi
ilk önce hızlı çalışır. Aslında bu anda bir tahribat
olmaktadır. Kişi titreme, terleme, çarpıntı, kilo
kaybı şikayetleri hisseder. Çarpıntı kişiyi çok
rahatsız ettiğinden paniğe kapılır ve kalp doktoruna
gider. Eforlar, anjiolar yapılır. Tiroid sorunu akla
gelmez bile. Aylar geçtikçe bu sefer Tiroid bezi
yavaşlamaya başlar. Metabolizma durur. Kişi hızla
kilo almaya başlar. Pehriz yapsa dahi kilo veremez.
Saçları dökülür, cildi pul pul, kupkuru olur.
Vucütta çatlaklar belirir. Devamlı üşür. Aşırı
yorgunluktan akşam pili bitmiş gibi hisseder. 8 saat
uyusa bile sabah yorgun uyanır. Hoshimato hastalığı
çok karışık bir hastalık olduğu için ancak
endokrinoloji uzmanı tarafından tedavi edilebilinir.
Türkiye'de Hoshimato hastalığının artış sebebi aşırı
iyot tüketimi olabilir. Türkiye'de doğu ile batı
bölgeleri arasında sosyoekonomik farklar oluğu gibi
sağlık alanında da farklar vardır. Batı Karadeniz,
Marmara, Ege Bölgesi, Toros dağları hariç Akdeniz
Bölgesi'nde iyot eksikliği yok iken bu bölgelerde
Sağlık Bakanlığı tarafından zorunlu olarak iyotlu
tuz uygulaması yapılması Hoshimato hastalığını
arttırmaktadır. Yapılan çalışmalarda Batı
Karadeniz'de adolesan genç kızların %18 kadarında
Tiroid antikorları pozitif bulunmuştur. Tiroid
tembelliği oranı %2'dir. İyotlu tuz kullanımı
Türkiye'nin İç, Güney ve Doğu Anadolu Bölgesi ile
sınırlı kalması gerekirken, özellikle iyot eksikliği
olmayan Marmara Bölgesinde Sağlık Bakanlığının
iyotlu tuz dayatması Istanbul - Bursa - Çanakkale
üçgeninde hipotiroidizm ve Hoshimato hastalığında
patlamaya yol açmıştır.
Tiroid hastalıklarında kullanılan ilaçlar 1950
yılında Amerika'da keşfedilmiştir. Tıbbın birçok
alanında devrimler yapılıp, yeni tedaviler
geliştirilirken guatrda hala daha 1950'li yılların
ilaçlarını kullanıyoruz. Tiroid ameliyatında da
önemli gelişmeler olmadı. Dünyada keşif edilen
ilaçların % 80 kadarı Amerika Birleşik Devletlerinde
bulunmaktadır. ABD'de guatr sorunu bulunmadığından
bu konu ile ilgili olayı çözecek araştırmalar
yapılmamaktadır ve yakın bir gelecekte de yeni
Tiroid ilaçları çıkmasını beklemiyorum. Tiroid
Türkiye'nin bir sorunudur ve bu yüzden ülkemizde
Tiroid hastalıklarına yönelik daha fazla araştırma
yapılması gerekir. Tiroid hastalıkları için yeterli
araştırma bütçesi ayrılmalıdır. Atom tedavisinin
bilinçli kullanımı gerekir. Tiroid hastası olanlar
atom tedavisinin Tiroid bezini kalıcı bir şekilde
yavaşlattığını ve bundan hiçbir şekilde kurtuluş
olmadığını bilerek atom tedavisini olsunlar. Benim
önerim atom tedavisinin ilaçların işe yaramadığı,
hastanın guatr ameliyatı olamayacak kadar yaşlı
olması ve diğer hastalıklarının olması durumunda
uygulanmasıdır.
HİPERTİROİDİ’NİN BELİRTİLERİ
-
İştah artışına rağmen kilo
kaybı.
-
Sinirlilik, çabuk yorulma.
-
Terleme, sıcağa
tahammülsüzlük.
-
Çarpıntı, yüksek kan
basıncı.
-
İshal veya sık dışkılama.
-
Ağız kuruluğu, çok su içme.
-
Sık idrara çıkma.
-
Kas güçsüzlüğü, ellerde
titreme.
-
Görme bozukluğu
-
Gözlerde ileri fırlama
HİPOTİROİDİ’NİN BELİRTİLERİ
-
Halsizlik, çabuk yorulma,
hareketlerde yavaşlama.
-
Kalp atışlarının
yavaşlaması.
-
Uyku eğiliminin artması.
-
Soğuğa dayanıksızlık.
-
Ses kalınlaşması veya
kısılması
-
Ciltte kalınlaşma ve
kuruluk,
-
Saç dökülmesi,
-
Kaş dökülmesi.
-
Kabızlık.
-
Yüzde ve göz kapaklarında
şişkinlik.
-
Cildin pul pul olması
|