Besin üreticileri tarafından hormonlar ürünlerini daha lezzetli ve yumuşak kılmak ve daha hızlı yetiştirmek için kullanılıyor. Sığır yetiştiricilerinin kullandığı 6 tip hormon var: estradiol, progesteron, testesteron, melengesrol asetat, trenbolone asetat, zeranol. Bunların ilk üçü doğal diğerleri sentetik hormonlardır. Hormonlu et üretmek Amerika Birleşik Devletlerinde serbest, Avrupa Birliği ülkelerinde yasaktır. Ülkemizinde içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde bu konu kanunlarla iyi belirlenmemiş, iyi denetlenmemiştir ve bilinmez durumdadır. Amerika Birleşik Devletlerinde hormonlu et üretmek, verilen hormon miktarı belli düzeylerde tutularak serbesttir. Hormonlar bir implant şeklinde hayvanın kulağı arkasına yerleştirilir ve kana kontrollu olarak hormon verir. Bu hormonların verildiği hayvanlar daha çabuk büyür, daha çok kilo alır ve etleri daha yumuşak, lezzetli ve yağlı olur. Kesim sırasında bu implant çıkarılır. ABD'de bu uygulamanın doğru yapılması için yetiştiricilere kurs dahi verilmektedir. Hormonlu hayvanlar hızlı büyüdükleri için çabuk kesilirler ve piyasaya daha erken çıkarlar. Yani yetiştiricilerine büyük ekenomik avantaj sağlarlar. Ancak üreticiler daha fazla para kazanacak diye biz sağlığımızı neden tehlikeye atalım. Avrupa hormonlu olduğu gerekçesiyle Amerika'dan et ithalini yasaklamıştır. ABD konuyu Dünya Ticaret Örgütüne götürmüş Avrupa'dan ithal edilen ürünlerin gümrüğüne zam yaparak misillemede bulunmuştur.
Etlerdeki hormonların insanları nasıl etkilediği daha yeni araştırlmaya başlanmıştır. Bu konuda büyük ilerlemeler kaydedilmemiştir. Ancak önemli şüpheler vardır. Yiyeceklerle alınan hormonlar çocukların daha çabuk ergenlik devresine ulaşmasına ve meme kanserine neden olabilir. 1900'lü yıllarda kızlarda ilk adet görme yaşı 14 iken günümüzün genç kızları 12,5 yaşında ilk adetlerini görmektedir. Estrogen hormonuna daha fazla maruz kalmak daha fazla meme kanseri demektir.
Hayvan yetiştiricileri hormonların yanında antibiyotikleride hayvanların hastalanmaması için kullanmaktadırlar. Amerika Birleşik Devletlerinde hayvanlara büyüme hormonu verilerek süt üretimi arttırılmaktadır. Bunların az miktarı yediğimiz besinlerle bize geçmektedir, ancak bağışıklık sistemimizi nasıl bozdukları henüz tam bilinmemektedir.
Doç. Dr. Selçuk Can
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı
Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği Başkanı







