1. ABCD Derneği ne amaçla kuruldu?
Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği Amerika Birleşik Devletleri'nde tıpta uzmanlık eğitimini tamamlayıp, ABD'de doktorluk yapma hakkını elde eden ancak Türkiye ve Türk halkına hizmet için Türkiye'de çalışmayı tercih eden doktorların kurduğu bir meslek kuruluşudur. Dernek üyeleri tıp eğitimi, araştırma veya hasta tedavi hizmetlerinde uluslararası veya ulusal tanınmış Türk hekimlerinden oluşmaktadır.
ABCD Derneğinin amaçları:
- Üyelerinin Amerika Birleşik Devletlerinde edindiği deneyimlerini Türk ulusuna en etkin bir şekilde aktarmak,
- Halen Amerika Birleşik Devletleri'nde çalışmaya devam eden Türk Doktorları ile irtibata geçerek Türk sağlık sistemindeki gelişmeleri aktarmak ve Türkiye'ye tersine beyin göçü köprüsünü kurmak,
- Türkiye'deki Sağlıksız Sağlık Sisteminin tedavi ve rehabilitasyonuna diğer sivil toplum örgütleri ile beraber katkıda bulunmaktır.
Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği Tüzüğü (Doc formatındadır)
2. Dernek, Türkiye'den beyin göçüne engel olmak için neler yapıyor?
Türkiye'nin gelişememesinin önemli nedenlerinden biri beyin göçüdür. Beyin göçünün yoğun olduğu meslek grubunun başında doktorlar gelir. Ülkemizde yetişen birçok nitelikli doktor kariyerine Amerika veya Avrupa'da devam etmektedir. Onları bilimsel dergilere veya günlük basına konu olan başarıları ile izliyoruz. Bu durum tıp fakültelerinde okuyan tıp öğrencilerinin ideallerini de, yurtdışında çalışmak yani beyin göçü olarak şekillendirmektedir. Kişisel hedefler tıp öğrencilerinde ve asistanlarda önemli bir yere sahiptir. Onların geleceğinin şekillenmesinde rol oynar. Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği olarak ilk amacımız, Türkiye'ye tersine beyin göçü köprüsünü gerçekleştirmektir. Bu amaçla halen Amerika’da çalışan Türk Hekimlerinin Derneği TAMA Turkish American Medical Association ile temas halindeyiz. Senelik konferans programımıza TAMA üyelerini konuşma yapmak üzere davet ediyoruz. Amerika Birleşik Devletlerinde doktorluk yaşamını tamamlayan birçok Türk hekimi de emekliliklerini Türkiye’de geçirmektedir. Onları da dernek faaliyetlerimize alma gayretindeyiz. İnternet sitemiz vasıtası ile halen ABD’de ihtisasına devam eden hekimlerin sorularını yanıtlıyoruz. İntenet adresimiz www.abcd.org.tr dir. Hastaneler hakkında ve laboratuar olanakları hakkında gelen soruları yanıtlıyor, ve en önemlisi bizim burada edindiğimiz olumlu veya olumsuz tecrübeleri direk olarak kendilerine aktarıyoruz.
3. Amerika'da eğitim alan hekimler niçin Türkiye'ye dönmek istemiyor?
Türkiye'den Amerika'ya giden hekimlerin %95 kadarı orada yerleşerek kalmaktadırlar. Bu ileri uzmanlık yapmış hekimler Türkiye'ye gelmeye çekinmektedirler. Amerika'da öğrendiklerimi Türkiye'de nerede uygulayacağım korkusu, Türk sağlık sistemine güvenememe, fazla donanımlı (overqualified) olduğundan dışlanma endişesi ve ekonomik kaygılar Amerika'da eğitim görmüş başarılı Türk hekimlerinin Türkiye'de çalışmasını engelleyen faktörlerdir. Örneğin dört ay kadar önce Philadephia’da pediatri, pediatrik hematoloji ve pediatrik kemik iliği transplantasyonu ihtisası yapan genç bir meslektaşımız bana geri dönmek istediğini ve ne tavsiye ettiğimi sordu. Bende geri dönmemesini, kemik iliği transplantasyonunun ancak üniversite hastanelerinde yapılabileceğini, oradaki kadroların kendi yetiştirdikleri elemanlar dışındakilere kapalı olduğunu belirttim. Amerika'da uzmanlaşmış hekimlerin %5 kadarı Türkiye'ye dönmektedir. Bu doktorların yarısı (%50) çalışmaya başladıktan sonra Türkiye'deki şartları beğenmeyip tekrar Amerika'ya beyin göçü yapmaktadır. Sonuçta Amerika'da eğitim görüp Türkiye'de çalışan hekimlerin oranı %2,5 gibi çok düşük bir rakamdır. ABCD - Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği'ni kurmamızdaki amaç Türkiye'deki sağlık sektöründeki olumsuz şartların düzeltilmesine önayak olarak tersine (Türkiye'ye) beyin göçünü arttırmaktır. ABD'den Türkiye'ye tersine beyin göçü yapan hekimler olarak bizlerin karşılaştığı en büyük sorunlar çalışma sahasının darlığı, ekip çalışmasının yürütülememesi, özel çalışma durumunda özel hastanelerde iş güvencesi ve özlük haklarının olmamasıdır.
4. ABCD'li hekimler ağırlıklı olarak nerelerde görev yapıyor?
ABCD’li hekimler ağırlıklı olarak vakıf veya özel hastanelerde görev yapıyor. Üyelerin büyük çoğunluğu Florence Nigtingale Hastanesi, Anadolu Sağlık Köyü, Acıbadem Hastanesi ve Amerikan Hastanesinde çalışmaktadır. Dört üyemiz Marmara ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde, diğer bir üyemiz Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Hastanesinde, iki üyemiz ise ilaç firmasında yönetci olarak çalışmaktadır. Altı üyemizin kendilerine ait patoloji laboratuarları bulunmaktadır. Deneğin tüm üyeleri İstanbul’da lokalizedir.
5. Derneğin kaç üyesi var?
ABCD derneğinin 57 üyesi bulunmaktadır. Beş üyemiz cerrahi, 3’ü kadın-doğum, 6’sı patoloji, 8 üye pediatri, 29 üye iç hastalıkları veya yan dallarında ihtisas yapmıştır. 6 üyemiz Türkiye’de bir-iki sene çalışıp tekrar ABD’ye geri dönmüştür.
6. ABD'de eğitim alan hekimlerin hepsi Amerikan board sertifikası alabiliyor mu? Bu sertifikanın sağlağı avantajlar neler?
Amerika Birleşik Devletlerine gözlemci sıfatı ile geçici olarak gidenler veya sadece laboratuvarda araştırma yapmak için gidenler Board Sertifikası alamaz. Board Sertifikasyonu almak için öncelikle akredite olmuş yani uzmanlık eğitimi vermeye yetkili olduğu bir teftiş sonrası onaylanmış bir hastanede çalışmak gerekir. Türkiye’de alt yapısı hazır olmayan bir merkez de uzmanlık veya yan dal uzmanlık eğitimi vermeye başlayabiliyor. Herhangi bir teftiş söz konusu değil. Bilimsel değerlendirmeden önce adayın bir çeşit karakter analizi eğitim esnasında yapılır. Board Sınavına girmeden önce ilgili bölüm şefi önce asistanın etik ve kişisel olarak tıp mesleğini icra etmeye uygun olup, olmadığına dair bir belge verir. Bu etik ve kişisel değerlendirmede asistanın işe zamanında gelip gelmediği, kılık ve kıyafeti, sorumluluk duygusu, tıp öğrencileri ile olan iletişimi, epikriz vs gibi raporları zamanında yazıp yazmadığı ve hemşire, terapist gibi diğer sağlık çalışanları ile münasebetleri değerlendirilir. Asistanların uzmanlık eğitimi esnasında tıbbi performans ve bilgileri her ay hem kendi şefleri olan öğretim üyesi hem de altlarındaki tıp öğrencileri veya kıdemsiz asistanlar tarafından değerlendirilir. Tıbbi bilgileri, literatürü takipleri, hasta ile iletişimleri ve genç meslektaşlarına öğretme kapasiteleri ölçülür. Asistanlık dönemi sonunda uzman adayı sonuçların bilgisayar ortamında değerlendirildiği, herkese aynı soruların sorulduğu, iki gün boyu süren standart bir sınava girer. Sınavı başarı ile tamamlayanlar Board (Kurul) sertifikası almaya hak kazanır. Board sertifikası sahibi olmak tıp alanındaki kalitenin belgelendirilmesidir. Bu sertifika ile toplumda tıp doktorlarının kalite ve performansı hakkında oluşan soruların cevaplanması, daha fazla bilgi isteyen ve bilinçlenen hasta beklentilerinin karşılanması, devamlı değişen tıp biliminin yeniliklerinin doktorlar tarafından takip edildiğinin garantisi hedeflenir. Sertifika 10 yıl için geçerlidir. Sınava 10 yıl sonra tekrar girecek hekim tıp alanındaki gelişmeleri takip etmek zorundadır. Özetle Board (Kurul) sertifikası tıp alanındaki uluslararası kalitenin ve doktorun tıptaki son gelişmeleri sürekli takip ettiğinin topluma garantisidir. Kurul devlet tarafından atanmaz, kurulu hekimler meslek örgütleri vasıtasıyla oluşturur. Kurulda üniversite hocalarının yanında günlük rutin pratikte olan muaynenehane hekimleri de vardır. Sertifikanın sağladığı en önemli avantaj sigorta şirketleri ile hekim arasında sorunsuz bir anlaşma yapılmasıdır. Eğer hekim hastanede çalışmayı seçerse sertifikanın işe kabul edilmede avantajı kesindir. Ayrıca sertifikası olan hekimler Board’un internet sayfasında yayınlanır. Hastalar gittiği hekimin sertifikası olup olmadığını bu sayfadan öğrenebilir.
7. Türkiye'deki sağlık sistemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toplumların gelişmişlik derecesi, ekonomik gücü, eğitim ve kültürel düzeyi ile toplum psikolojisi sağlık sistemini şekillendirir. Bu yüzden Türkiye’deki sağlık sistemini Amerika’daki ile karşılaştırmak hiç doğru olmaz. Ancak Türkiye Avrupa Birliğine girme iddasında olduğundan sistemimizi Avrupa ile karşılaştırmak daha yerindedir. Doktorlar olarak sağlıkta onların düzeyinde olmayı arzu etmemiz, o yönde gayret göstermemiz gerekir. Ülkemizdeki ekonomik sorunlar, finansman ve yönetim karmaşası, kadrolaşma, mezuniyet sonrası eğitim zorluğu vs. gibi okuyucumuzun çok iyi bildiği konuları tekrarlamak istemiyorum. Bence dikkate değer bir nokta sağlık hizmetlerinin günümüzdeki sunumunun 1219 Nolu Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve Hususi Hastaneler Kanunu ve diğer bazı kanunlara uymadığıdır. Bu açıklar bazı yönetmeliklerle kapatılmaya çalışılmıştır. Istanbul’da asgari ücret hakkındaki kural ve bir hekimin bir yerden fazla yerde özel hasta kabul edemeyeceği kuralı birçok yerde delinmektedir. Bu da ortamda orman kanunu geçerli gibi bir hava yaratmaktadır. İlgili yasa ve kurallar ancak bir yazılı şikayet olunca uygulanmaktadır. Ancak hiçbir hekim kendi öğrencisini, arkadaşını veya hocasını şikayet etmeyi aklına bile getirmemektedir. Bünyesinde hem özel hastane hemde sigorta şirketi bulunduran sermaye grupları kendi sigortalılarına kendi hastanelerinde daha düşük ücret ile sağlık hizmeti sunmaktadırlar. Bu durum hekimler arasında haksız rekabete ve sigorta şirketleri arasında haksız bir rekabete yol açmaktadır. Asgari ücretin altına inilmesi ise bir suç oluşturmaktadır. Yine hastane zinciri olan gruplar bir hekimi farklı günlerde farklı hastanelerde çalıştırarak 1219 Nolu yasayı ihlal etmektedirler. Ancak bu olumsuzluklara hekimler tarafından tepki gösterilmemesi bunların hekimlerin çoğunluğu tarafından sorun olarak görülmediğine işaret etmektedir.
Özel sağlık hizmetinin yönetmeliklerde üç türlü verilebileceği belirtilmiştir. Özel hastane, poliklinik ve muayenehane. Devlet sektöründe devlet hastanesinde aşırı kalabalık olduğu gibi özel sektörde de hastalar özel hastanelere yığılmaktadır. Sağlık hizmetinin en pahalı olarak özel hastanelerde verildiğini müşahade etmiş durumdayım. Özel hastaların özel hastaneleri tercihleri sigorta primlerinin yükselmesine ve neticede beklenilenden az kişinin özel sağlık sigortası yaptırmasına neden oluyor. Hekimler emekli sandığı gibi devlet sağlık sistemine ait hastaları nisbeten düşük bir ücret ile özel hastanede görüyor ve bu ücretten bir payı seve seve hastaneye bırakıyor. Ancak emekli sandığı hastalarını aynı nisbeten düşük bir ücretle %100’ü kendisine kalacak şekilde kendi muayenehanesinde görmeyi hiç düşünmüyor ve talep etmiyor. Bunu bir çelişki olarak değerlendiriyorum. İleride genel sağlık sigortasının da çıkacağı düşünülürse, gerek özel sağlık sigortaları gerekse devlete ait genel sağlık sigortası hem muayenehanelerde, hem polikliniklerde hem de özel hastanlerde geçmelidir. Özel sağlık sistemi ilk basamak olarak muayenehane, ikinci basamak özel hastane olarak örgütlenmeli, ileride özel tıp fakülteleri gelişirse üçüncü basamaktaki yerlerini almalıdırlar. Sonuçta tabip odaları başkanları siyaset yapmayı bırakıp, genel sağlık sigortasına muhalefet etmeden ben muayenehane hekimlerini genel sağlık sigortası ile nasıl anlaştırırım formulunu aramalıdırlar.
8. ABD'de kaç yıl çalıştınız? Sizi Türkiye'ye dönmeye iten sebep ne oldu?
ABD’de yedi yıl çalıştım. Önce iç hastalıkları uzmanlığımı New York Medical College’ta, ardından endokrinoloji ve metabolizma uzmanlığımı Cornell University Medical College bünyesinde tamamladım. Texas’taki bir hastaneden iyi bir çalışma teklifi aldım. Ancak Türkiye’de yapılacak çok işlerin olması, Türk insanına faydalı olma arzusu ve çocuklarımı Türk olarak yetiştirme isteği beni Türkiye’de çalışmaya itti. Şu an Metropolitan Florence Nigtingale Hastanesi’nde Endokrinoloji ve Metabolizma Bölüm Şefi olarak çalışmaktayım ve aynı zamanda Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesinde endokrinoloji ve metabolizma hastalıklarına ait dersleri veriyorum.
Doç. Dr. Selçuk Can, Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği (ABCD)







